uyku

Sabah yataktan yorgun kalkıyorsanız, gün içinde ara ara içiniz geçip uykuya dalıyorsanız bir uyku hastalığınız olabilir. Uyku- apne sendromu olan kişiler kalp krizi ve falç geçirme riski yüksek olan bireylerdir. En doğal dinlenme dönemimiz olan uykumuz acaba sağlıklı mı? Uyku ile hastalıkların bir kısmında tanı ve tedavi gecikmekte ve bu nedenle hastalar iş ve yaşam performanslarında zorluklar yaşamaktadırlar.

 

Uyku nedir?

 Uyku çevreye yanıt vermekten ve algılamaktan giderek uzaklaşma ancak geri dönüşümü olan bir davranıştır. Uyku bilinci ve farkındalığı askıya alır.

 

            Uyku farklı bilinç durumlarını içeren evrelerden oluşur. Rüya görülen ve görülmeyen bölüm olarak kaba bir ayrım yapmak mümkündür. Her evrenin bir sırası ve sorumluluğu vardır. Yaşla birlikte uyku yapısında değişiklik olur. Altmışbeş yaş üzeri kişilerin yarısında uyku ile ilgili bir yakınma vardır. Kaliteli ve yeterli uyku uyumayan herkesi ertesi gün zor anlar beklemektedir. Uyku bozukluğu olan kişilerde motivasyon ve yaşam enerjisi düşer. Tahamülsüzlük ve sinirlilik artar. Ek olarak dikkat ve konsantrasyon bozulması ve iş performansında düşme izlenir.

 

            Uyku aktif bir olaydır ve  beynin tatil yapıp dinlendiği bir dönem

 değildir. Tersine uyku sırasında beynin belli bölümleri uyanıklığa oranla daha çok çalışır. Özellikle rüya gördüğümüz dönem zihinsel aktivitenin en yoğun olduğu dönemdir.

 

            İnsan uyumazsa ne olur?

Uyumama rekoru 11 gündür. Uykusuzluktan ölen insan yoktur. Ancak 2-3 günden fazla uyumayan kişilerde huzursuzluk, dikkat eksikliği, kuşkulu düşünmeye eğilim ve sinirlilik ortaya çıkar. Bu problemlerin benzerleri yıllarca uyku kalitesi bozuk olan ve sık uyku bölünmeleri olan kişilerde de görülür.

 

            Neden uykusuzluk çekeriz?

 

            Uyku bozuklukları içinde en sık uykuya dalma sorunu çekeriz. Tüm uykusuzlukların üçte birinde hastalar uykuya dalamadıklarından yakınır. Kadınlarda daha sık olan bu tablo yaş ilerledikçe artar. Kişi  gece boyunca sık uyanır ve sabah uyandığında yorgundur.

            İkinci sıklıkta görülen uyku bozukluğu uyku-apne sendromudur. Derin uyku sırasında solunumun durması ve arkadan derin bir gürültüyle açılan hava yollarıyla karakterize bu tablo oldukça tehlikelidir. Gece dinlendirici uyku uyumayan kişiler gündüz uyuklarlar ve sürekli yorgun olurlar. Bu kişilerde kalp krizi geçirme riski  yüksektir.

            Huzursuz bacaklar sendromu gece yatakta veya sinema, otobüs yolculuğu gibi uzun süreli hareketsiz durumlarda ortaya çıkar. Bacaklarda rahatsız edici nahoş bir his olur ve hareket ettirmeyle rahatlar. Demir eksikliğine bağlı kansızlıkta görülen formu olduğu gibi genetik geçişli formları da vardır. Tablonun tanısını koyduktan sonra tedavisi çok kolaydır.

           

            Uyku bozukları yaşam kalitesi düşüren ve kişinin iş ve özel yaşam performanısını bozan tablolardır. Kronik uykusuzluk çeken kişiler gün içinde sürekli yorgundur, dikkatlerini toplamada zorlanırlar ve sık sık içleri geçerek uykuya dalarlar. Sosyal ilişkilerinde sabırsız ve alıngan olurlar. Bu nedenle uyku sorunlarını da bir hastalık gibi kabul ederek bu konuda uzmanlaşmış hekimlere başvurmak gerekir.

 

            Uyku sorunu ile hekime başvuran kişinin önce sorununu tanımlaması istenir. Sonra, uzman kişiyi muayene eder ve uyku kalitesi , dikkat ve gün içi uykululuk derecelerini ölçen sorgulamalar yapar. Belli laboratuvar testleri istenir. Bundan sonraki aşamada bir grup hastada “gece uyku kayıtlaması” polisomnografi testi uygulanır. Bu test hekimin uykunun bütünlüğünü, evrelerini, bu sırada beyinde, kalpte, solunum sisteminde ve kaslarda olan değişiklikleri izlemesini sağlar.  Test sonrası hastanın tanısına göre tedavi başlanır. Gece uyku kayıtlaması son dönemlerde hastanın evinde doğal uykusu sırasında yapılmaktadır. Laboratuvar ortamlarında hastalar zorlanmakta ve sınırlı sayıdaki merkezler nedeniyle bir yıla kadar uzayan randevu bekleme süreleri ortaya çıkmaktadır. Evde yapılan polisomnografi: gece uyku kayıtlaması pratik, rahat ve güvenilirdir. Uyku bozuklukları tanısında tarama amaçlı kullanımı giderek artmaktadır. 

Botoks- botulinum toksini hangi durumlarda kullanılır?

            Günlük yaşantımızda botulinum toksini nerelerde kullanılır?

 

Botulinum toksini veya daha sık bilinen adıyla botoks tıpta farklı hastalıklarda kullanımı ile sürekli gündemdedir. İlk kez 1980 yılında şaşılık tedavisinde kullanılmasıyla adını duyurmuştur. 1993 yılında nörolojide istemsiz hareketlerin tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Şu anda istemsiz kasılmalardan oluşan “distoni” nin tedavisinde ilk seçilecek ajandır. Distoni göz kapaklarını veya boynu etkileyebilir. Bunun yanında daha nadir el kaslarını etkileyen, gövdeyi etkileyen distonilerde de botulinum toksini tedavisi yapılır. Hareket bozuklukları olan  hastalıklarda nöroloji uzmanları botoks tedavisini başarıyla uygulamaktadır. Felç sonrası gelişen “spastisite” denilen şiddetli kas kasılmaları da günümüzde botoksun uygulama alanlarıdır.

 

Yıllar içinde botulinum toksini fazla terlemeyle giden “hiperhidroz” tedavisinde de yerini almıştır. Avuç içlerine, koltuk altına ve ayaklara yapılan uygulamalar ile aşırı terleme ve bu nedenle hijyen sorunu yaşayan kişilere çare olmuştur.

 

Nörolojik uygulamalar dışında botulinum toksini uygulamalarının mesane sorunlarında, dışkılama problemlerinde, yutma sorunu ile giden “ akalazya” gibi tablolarda bilimsel araştırmalar ile etkinliği gösterilmiştir.

 

Son zamanlarda botulinum  toksini kronik migren hastalarının yüzünü güldürmektedir. Çok sık migren ağrısı çeken ve ilaç tedavilerine yanıt vermeyen hastalar bu tedaviyi kullanabilirler. Özel iğneler kullanılarak yapılan botoks uygulaması hastaya göre değişen 32-36 enjeksiyondan oluşmaktadır. İşlemin tamamı tecrübeli uzmanlarca 15 dakikada tamamlanmakta, hasta günlük aktivitelerine devam etmektedir. Tedavinin etkisi 3-5 gün sonra başlamaktadır. Enjeksiyonların tüm botoks uygulamalarında olduğu gibi belli aralıklarla tekrarlanması gerekmektedir.

 

Adını medyada kozmetik uygulamalarda sık duyduğumuz botulinum toksinin gerçek yüzünü anlattım. Başta nöroloji olmak üzere hareket bozuklukları ve spastisite hastalarının değişmez tedavi yöntemi olan botulinum toksini mide- barsak hastalıkları ve ürolojide de kullanılmaktadır. Aşırı terleme nedeniyle zor durumda olan bir grup hasta botoks ile tedavi edilmektedir. Son dönemde kronik migren tedavisinde de biz nörologlara etkili bir alternatif oluşturmuştur.

 

Kozmetik uygulamalar botulinum toksinin adını farklı bir alanda duyurmuştur. Ancak  nörolojik hastalıklarda botulinum toksin uygulamaları  bazı hastalık gruplarında yaşam kalitesini arttıran tek yöntemdir. Özellikle distoni, aşırı el terlemesi ve spastisite bu gruptadır. Bilimsel araştırmalarımız ve tecrübelerimiz  kronik migren tedavisinin  botulinum toksin tedavisinin etkin alanlarından biri olacağını göstermektedir.